Kedilerin yabancı insanlara verdiği tepkiler, insan bebeklerinin davranışlarıyla düşündüğümüzden daha fazla ortak noktaya sahip olabilir. Japonya’da yapılan yeni bir araştırma, bazı kedilerin tanımadıkları insanlardan korkmalarına rağmen meraklarına yenik düşerek onlara yaklaşabildiğini ortaya koydu. Araştırmacılara göre korku ve merakın bir arada görüldüğü bu davranış, özellikle dokuz aylık civarındaki bebeklerde gözlemlenen çekingenliğe benziyor.

Kyoto Üniversitesi’nden kedi davranışları araştırmacısı Madoka Hattori liderliğinde yürütülen çalışma, 300’den fazla kedi sahibinin katıldığı anketlere dayanıyor. PLOS One dergisinde yayımlanan bulgular, kedilerin kişiliklerinin yaygın kalıplarla açıklanamayacak kadar çeşitli olduğunu gösteriyor.

Hattori, Gizmodo’ya yaptığı açıklamada, araştırmanın köpeklerin dost canlısı, kedilerin ise mesafeli olduğu yönündeki yaygın düşüncelerin yeniden sorgulanmasını sağlamasını umduğunu söyledi. Araştırmacıya göre hayvanların kişilikleri, bu tür basit tanımlardan çok daha karmaşık.

Bebeklerdeki çekingenlik kedilerde de görülüyor mu?

Madoka Hattori’nin kedilere yönelik bilimsel merakı oldukça eskiye dayanıyor. Henüz altı yaşındayken Cedric Hanzo Hattori isimli kedisinin sağ mı yoksa sol patisini mi daha baskın kullandığını anlamak için deneyler yapmış ve sonuçlarını bir makaleye dönüştürmüştü. Küçük araştırmacının vardığı sonuç, kedisinin sağ patisini tercih ettiğiydi.

Yıllar sonra Hattori ve meslektaşları, insanlar arasındaki sosyal bağların oluşumunda rol oynayan oksitosin hormonunun kedilerle insanlar arasındaki etkileşimi nasıl etkileyebileceğini araştırmaya başladı. Bu çalışmalar sırasında bazı kedilerin insan bebeklerini hatırlatan çekingen davranışlar sergilediğini fark ettiler.

İnsan bebekleri yaklaşık dokuz aylık olduklarında yabancı insanlara karşı ilginç tepkiler verebiliyor. Tanımadıkları birinden korkmalarına rağmen onu merakla incelemeyi sürdürebiliyor, bakışlarının fark edildiğini anladıklarında ise gülümseyerek başlarını başka yöne çevirebiliyorlar.

Araştırmacılar, korkuyla merakın iç içe geçtiği bu davranışın kedilerde de yaygın olup olmadığını anlamak istedi. Bunun için birkaç aşamada gerçekleştirilen anketlerle kedi sahiplerine hayvanlarının yabancılar karşısındaki korku, çekingenlik ve sosyallik düzeyleri hakkında sorular yöneltildi.

Araştırmada dört farklı kedi profili belirlendi

Anketlerden elde edilen ilk sonuç, araştırmacıların beklentileriyle örtüşüyordu. Korku düzeyi yüksek kediler genellikle daha çekingen davranıyordu. Ancak insan bebekleriyle yapılan karşılaştırmada önemli bir farklılık ortaya çıktı.

Önceki çalışmalar, hem çekingen hem de çekingen olmayan bebeklerin yabancılara oldukça yüksek oranlarda yaklaşabildiğini göstermişti. Kedilerde ise durum farklıydı. Sahiplerinin yanıtları, dört ayrı davranış profiline işaret ediyordu:

  • Sosyal ve korkusuz kediler: Yabancılardan pek korkmayan, insanlarla etkileşime girmeye oldukça istekli kediler.
  • Sosyal ama daha az girişken kediler: Korku düzeyleri düşük ve sosyal olmalarına rağmen yabancılara yaklaşmaya daha az eğilimli olanlar.
  • Korkulu ve uzak duran kediler: Tanımadıkları insanlardan çekinen ve mümkün olduğunca onlarla karşılaşmamaya çalışan kediler.
  • Korkulu ama meraklı kediler: Yabancılardan korkmalarına rağmen meraklarını bastıramayan ve onlara yaklaşabilen kediler.

Araştırmacıların özellikle dikkatini çeken son grup oldu. Çünkü bu kedilerin davranışları, insan bebeklerinde görülen meraklı çekingenlikle benzerlik taşıyordu.

Çalışmada ayrıca erkek kedilerin ve sokakta doğan kedilerin bu tür davranışlar sergilemeye daha yatkın olduğu belirlendi. Bununla birlikte araştırmacılar, bulguların henüz kedilerin kişiliklerini bütünüyle açıklamadığını ve daha fazla incelemeye ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor.

Kedilerin gerçek davranışlarını gözlemlemek gerekli

Araştırmanın önemli sınırlamalarından biri, sonuçların doğrudan davranış gözlemlerinden değil, kedi sahiplerinin verdiği yanıtlardan elde edilmesi. Hattori ve ekibi bu nedenle bir sonraki aşamada kedilerin yabancılar karşısındaki gerçek tepkilerini incelemeyi planlıyor.

Ancak kedilerle böyle bir çalışma yürütmek kolay değil. Laboratuvar ortamına götürülen bir kedinin davranışları, alışık olduğu ev ortamındaki tepkilerinden oldukça farklı olabiliyor. Üstelik bir araştırmacının kedinin yaşadığı eve gelmesi bile hayvanın normal davranışlarını değiştirebilir.

Hattori, bu sorunu aşmak için kedi sahipleriyle yakın iş birliği kurulması gerektiğini düşünüyor. Özellikle sahiplerin evlerinde gözlem yaparak veri topladığı vatandaş bilimi yaklaşımı, kedilerin doğal davranışlarının anlaşılmasında yararlı olabilir.

Araştırmacılar, kedilerin kişilikleri hakkında edinilecek yeni bilgilerin gelecekte hem ev ortamındaki bakım koşullarının iyileştirilmesine hem de barınaklardaki kediler için daha olumlu sonuçlar elde edilmesine katkı sağlayabileceğini belirtiyor.

Hattori ise çalışmanın daha temel bir mesajı olduğunu düşünüyor: Kediler de tıpkı insanlar gibi birbirlerinden farklı kişiliklere sahip. İnsanlarla kurdukları ilişkiler de tek bir davranış kalıbına sığmıyor. Bu nedenle her kediyi kendi özellikleriyle tanımak ve anlamaya çalışmak şart.